
1. İstirdat Davası Nedir?
İstirdat ne demek? Bu sözcük Arapça kökenli olup “geri alma”, “geri isteme” anlamına gelir. Genellikle hakkı olmadığı halde başkasının uhdesine geçen bir şeyin iadesini talep etme durumunu ifade eder. İstirdat davası İcra İflas Kanunu’nun 72. Maddesi ile düzenlenmiştir. Borçlu olmadığı halde icra takibi sonucu borçlu konuma düşen kişinin, icra takibinin kesinleşmesiyle, cebri icra tehdidi altında ödemiş olduğu paranın iadesi amacıyla açmış olduğu davadır. İcra takibinde borçlu görünen kişi, çeşitli nedenlerle takibe itiraz etmemiş veya edememiş olabilir. Yahut yapmış olduğu itiraz, ilgili mercii tarafından kaldırılmış olabilir.
Bu gibi durumlarda borçlu görünen kişi takibin kesinleşmesi ile birlikte haciz tehdidi altında bulunmaktadır. Borçlu görünen kişinin menkul ve gayrimenkullerine haciz konulmuş olması kişi açısından telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabilmektedir.
İşte bu durumda kişi, gerçekte borçlu olduğunu kabul etmediği bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmakta ve ödemiş olduğu paranın iadesi için ise istirdat davası açmaktadır. Bu anlamda istirdat davasının amacı, icra takip konusu olan borcu ödemeye zorlanan kişinin, esasında borçlu olmadığının tespiti ile ödenen paranın iadesi hakkında mahkemece hüküm verilmesidir.
2. İstirdat Davası Nedenleri Nelerdir?
İstirdat davasının nedeni gerçekte borçlu olmayan kişinin cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı paranın iadesidir. Bu bakımdan hakkında haksız ve hukuka aykırı şekilde başlatılan ve kesinleşmiş bir icra takibi bulunan kişinin ödemek zorunda kaldığı paranın verilecek hükümle iadesi ve aynı zamanda kişinin borçlu olmadığının tespiti amaçlanmaktadır.
3. Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası
Menfi tespit davası icra takibinde borçlu görünen kimsenin gerçekte borçlu olmadığına yönelik tespit yapılmasını mahkemeden istemiş olduğu bir davadır. İstirdat davası ise yukarıda belirtildiği gibi takip sonucu ödenmek zorunda kalınan paranın iadesini amaçlamaktadır. Bu bakımdan menfi tespit davasının istirdat davasından önce açılması gereken bir dava olduğu söylenebilir. Zira borçlu görünen kişi tarafından henüz ödenmiş bulunmayan bir para varsa açılacak dava menfi tespit davasıdır. Yani menfi tespit davası borç ödenene kadar açılan bir dava iken istirdat ise borç ödendikten sonra açılan bir davadır.
Yine menfi tespit davası açıldıktan sonra ihtiyati tedbir kararı alınmamış ise ve icra takibinde alacaklı görünen kimsenin takip işlemlerine devam etmesi sonucu borç alacaklıya ödenmiş ise menfi tespit davası istirdat davasına dönüşür.
4. İstirdat Davası Şartları
İcra İflas Kanunu’nun 72. Maddesi ile istirdat davalarının takip hukukuna ilişkin şartları düzenlenmiştir. Buna göre;
4.1.Borcun icra takibi sırasında ödenmiş olması
Bu dava takip hukukuna bağlı bir dava türü olduğundan, davacı hakkında icra takibi başlatılmış bulunması davanın ilk şartıdır. İcra takibi sonucu borcun bizzat davacı tarafından ödenmiş olması şart değildir. Önemli olan borcun icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır.
4.2.Borcun cebri icra tehdidi altında ödenmiş olması
İstirdat davasının takibe ilişkin ikinci şartı borcun cebri icra tehdidi altında ödenmiş olmasıdır. Cebri icra tehdidinden kasıt davacı hakkında kesinleşmiş bulunan icra takibi nedeniyle haciz tehdidinin bulunması ve davacının bu haciz tehdidi nedeniyle telafisi mümkün bulunmayan zararlara uğramamak için borcu ödemek zorunda kalmış olmasıdır.
4.3.Süre Şartı (İstirdat Davası Açma Süresi)
İstirdat davası takibe konu borcun tamamının ödenmesinden itibaren 1 yıllık süre içinde açılmalıdır. 1 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkemece re’sen nazara alınır. Dolayısıyla taraflarca ileri sürülmemiş olunsa bile mahkeme söz konusu süreyi dava şartı olarak değerlendirecektir. 1 yıllık hak düşürücü süre borcun tamamının ödendiği günden itibaren başlar. Yani davacı tarafça borç parça parça ödenmiş ise son ödemenin yapıldığı gün sürenin başlangıç günü olacaktır.
4.4.Borçlu olunmayan paranın ödenmiş olunması
Aleyhine icra takibi başlatılan davacının esasında borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalmış olması bu davanın bir diğer şartıdır. Nitekim istirdat davası ile aynı zamanda davacının takibe konu borcun borçlusu olmadığı da tespit edilmektedir.
4.5.Ödenen borcun zamanaşımına uğramamış olması
Zamanaşımı hukuken bir def’i niteliğinde olup esasında hakkı ortadan kaldırmamakta ancak muhatabı tarafından söz konusu hakka karşı bir savunma doğurmaktadır. Bu açıdan zamanaşımına rağmen davacı tarafça zamanaşımı def’i ileri sürülmemiş ve söz konusu borç ödenmiş ise ödenen borç için artık istirdat davası açılamaz.
5. İstirdat Davası Zamanaşımı
Bu davada zamanaşımı değil hak düşürücü süre bulunmaktadır. Hak düşürücü süre doğrudan hakkın kendisini etkilemekte ve ortadan kaldırmaktadır. Bu yüzden istirdat davası zamanaşımı, haksız yere yapılan bir ödemenin geri alınabilmesi için belirli bir süre içinde dava açılması gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece re’sen nazara da alınabilir. İstirdat davası için hak düşürücü süre 1 yıldır.
İstirdat davası açma süresi, davacının hakkını arayabileceği yasal zaman dilimini belirtir ve bu sürenin geçmesi durumunda dava açma hakkı kaybedilebilir. Bu nedenle ödemenin yapıldığı tarihin dikkatle takip edilmesi büyük önem taşır.
6. İstirdat Davası Arabuluculuk
Dava öncesi arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olup olmadığı davanın esasına göre belirlenir. Taraflar arasındaki takibe konu para ilişkisi ticari bir iş ise veya tüketici hukukuna ait ise arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Bununla birlikte arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olmadığı durumlarda mevcuttur. Her halde davanın esasına göre hareket edilmelidir.
7. İstirdat Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme
İstirdat davası görevli mahkemesi, takibe konu alacağın hangi hukukun kapsamında olduğuna göre değişmektedir. Takibe konu alacak Tüketici Hukuku, Ticaret Hukuku veya İş hukuku gibi alanlara girebilir. Dolayısıyla görevli mahkemede ilgili hukuklara göre İş Mahkemesi, Ticaret Mahkemesi veya Tüketici Mahkemeleri olabilir.
İstirdat davalarında yetkili mahkeme ise icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi veya takibe konu olan alacağın kapsamında olduğu hukuka göre belirlenecektir.
Av. Ramazan Bayram / Nisan 2025



